• Elif Adali

Kendimle röportaj: Neden blog açtım



İleride Instagram fenomeni olduğum zaman benimle ilk röportaj yapmış kişi olabilmek için vakit kaybetmeden işe koyuldum. Ha bir de şu an benimle röportaj yapmak isteyen kimse çıkmadı henüz o ayrı :(

Neyse... Gelelim sorulara. Hem beni biraz daha iyi tanıyın hem de blog açma motivasyonum neymiş öğrenin.


Şimdiye kadar kaç ülke gezdin?

Toplam 23 ülke, 98 şehir gezdim şimdilik (evet üşenmedim saydım). Daha seyahat etmek istediğim o kadar çok yer var ki.. Yolun başındayım daha.

Neden işini bıraktın?

Bir insan işini hiç mi sevmez? Nerdeyse 5.5 yıldır bir bankada çalıştım. İlk işim sayılır. 23 yaşında başladığımda her saf uzman yardımcısı gibi pek bir heyecanlı ve motiveydim. Teklif aldığım gün alışverişe gidip kendime bir sürü döpiyes alıp, sabırsızlıkla ilk iş günümü bekliyordum. Her verilen dandik işe sevinen, büyüdüm de bankacı oldum diye gururlanan, artık kendi paramı kazanıyorum oley diye mutlu olan bir insandım o zamanlar. Eh zaten çalışmak güzel birşey ona bir sözüm yok. Ama bazı çalışma şekilleri bazı insan yapılarına uymuyor, uydurulmuyor. Zaman geçtikçe aslında ne kadar da 'boş' çalıştığımızı, günlük 8 saatlik çalışma süremizi doldurmak için enteresan işler uydurduğumuzu farkettim ve bende motivasyon falan kalmadı. Sabah işe geç gitme, öğle molasını esnetme, 18:00'da koşar adımlarla uzaklaşma dönemi başlamıştı benim için.

Artık işten tek kaçış yolum tatile çıkmaktı. Yılda 14 gün olsa da özgürdüm. İşte o zaman başladı sapık gibi tatil kovalama hastalığım. Son yıllarda artık suyunu çıkarmış durumdaydım, avans izinler, Cuma günü erken kaçmalar derken en son işimden 20 gün izin borcuyla ayrıldım.

5 yıldır her ay insanın maaşı yatınca insan tabii ki alışıyor bu duruma ve işi bırakmak çok da kolay olmuyor. Ama artık her gün, bana göre çok anlamsız işler yapmak, sabahları mutsuz uyanmak ve iş çıkışı sıfır enerjiyle eve gelmek beni cidden üzüyordu ve artık bu duruma bir dur dedim ve bırakıverdim. Aradan 5 ay geçti ve şimdilik pişman değilim. Daha rahat, daha pozitif bir insanım ve bu hayatımın her anına yansıyor. Kendime, tam olarak ne yapmak istediğimi çözene kadar izin verdim. Sonra tekrar iş hayatına dönmeyi planlıyorum.

Neden blog açtın?

Hayır, az çalışıp köşeyi dönme planlarım yok. Etrafımda çok duyuyorum, Instagram'da 50bin takipçisi var, yattığı yerden para basıyor, tek yaptığı günde bir fotoğraf paylaşmak. Keşke öyle bir dünya olsa...

Evet, bloglarla, sosyal medyayla para kazanmak elbette mümkün ama şuan o kısmını pek düşünmüyorum açıkçası. Blog açmak hep aklımda olan birşeydi. Hep derken son 2-3 yıldır, ama hiçbir zaman oturup vakit ayırmadım. İşten o kadar sıkılmış dönüyordum ki eve bilgisayar falan görmek istemiyordum artık. Zaten her seyahatimden sonra kendime gezi notları hazırlıyordum. Hem ileride unutmayayım hem de soran olursa paylaşayım diye. Sık sık tatile gittiğim için ofisteki arkadaşlarım bir yere gidecekleri vakit bana danışırdı, varsa mekan önerilerimi sorardı. Ben de seve seve onlara rehber hazırlıyordum. Hem yazarken hatırlıyor ve anılarımı canlandırıyordum hem de insanlar güzel gezsin, o şehri sevsin istiyordum. Sadece turistik aktivite odaklı gezmek hiçbir zaman keyif vermemiştir bana ve insanlara da farklı yerler görmeleri konusunda ısrarcı oluyordum. Ben de eskiden ağır turistik gezerdim, hiç de keyifli değildi, o yazıma da bir göz atın derim :)

Artık bol bol vaktim de olduğu için, biraz da bundan sonra nasıl bir kariyer izleyeceğime karar vermek için, doğru bir zaman gibi hissettim ve açıverdim blogu. Daha 1 ay bile olmadı ama gerçekten çok keyifli. Beklediğimden daha çok vaktimi alıyor, baya oturup saatlerce yazı yazıyorum. Saat 18:00'da şalteri kapatıp eve koşan ben, şimdi sabah uyanır uyanmaz yazı yazmaya başlıyor, bazan yemek yemeyi unutuyor ve gece geç saatlere kadar yazıyor. Üstüne bir de çok keyif alıyorum. Sırf para veriyorlar diye mutsuz mutsuz çalışmaktansa beni mutlu eden birşey yaparak insanlara da bir fayda sağlamak gerçekten de çok iyi hissettiriyor. Para kazanma işini de çözeceğiz bir ara bakalım bakalım... :)

Diğer seyahat blog'larından farkın ne?

Evet biliyorum pek çok seyahat blog'u var hem Türkiye'de hem Yurtdışında. Ama her birinin kendine özgü bir tadı, bir lezzeti var ve eminim ki her birinin sadık bir okuyucu kitlesi vardır. Benim en iyi seyahat blogu olacağım diye bir iddiam yok ama her kör satıcının bir kör alıcısı vardır düşüncesiyle, zaten bir sürü blog var diye hevesimi kaybetmedim.

Ben de daha önce gitmediğim bir yere mutlaka önceden araştırma yaparım, blogları okurum. Farkettim ki bazen çok fazla bilgi her zaman iyi olmuyor. Okumaktan sıkılıyorsun, ayrı ayrı yazılar okuyarak not alıyorsun, kafa karışıyor... En azından bende öyle oluyor. Bu noktadan yola çıkarak rehberleri biraz kısa tutmaya çalıştım. PDF rehberler sayfada yazdığım tüm bilgileri içeriyor ve telefona kaydedip yoluna devam edebiliyorsun. Amacım araştırma sürecini mümkün olduğunca kolay ve pratik hale getirmek. Umarım öyle olur, sizin de iyileştirme önerilerinizi duymak isterim.

Nasıl bu kadar çok geziyorsun?

Sık duyduğum bir soru. Bana sorarsanız çok da fazla gezmiyorum aslında, benden çok daha çılgın gezenler var. Ama çalışan arkadaşlarım tarafından gerçekten de merak edilen bir konu.

Bir kere şöyle bir genelleme yapacağım: Maaşlı bir işiniz var ve ailenizle oturuyorsunuz yani kira ödemiyorsunuz, ki Türkiye'de genelde evlenmeden önce çoğu kişi ailesiyle yaşıyor. Ülkemizde seyahat, tatil lüks olarak görülüyor halbuki benim için sinemaya gitmek kadar normal bir aktivite. Sanırım biraz da insanın 'mindset'iyle, bakış açısıyla alakalı birşey. Benim de bütçem sınırsız değil, ayda kazandığım para belliydi ve ona göre yapabileceğim en iyi ve en sık şekilde tatil yaptım.

Bir kere tatil yapmak istemeniz gerek, öncelik haline getirmeniz gerek. Mesela ben mecbur olduğum için ailemle yaşamadım, kazık kadar olup da teenager gibi 15 metrekare odada oturmak kimin hoşuna gider. Ama ayda en az 2500 lira kira vereceğime ayda o parayla tatile çıkarım diyerek bir tercih yaptım. Artık evliyim, öyle bir seçeneğim yok ama yine bazı alanlardan kısıp tatile yatırıyorum. Örneğin ayakkabı mı tatil mi sorusuna cevabım her zaman tatil olur. İnanın öyle sandığınız kadar maliyetli bir olay değil, gözünüzde büyütmeyin, üşenmeyin. Ayrıca işler yoğun, daha giderim ne acelesi var, seneye artık gibi bahaneleri bir kenara bırakın. Bu arada çocuğum yok o yüzden rahat konuşuyorum, çocuk sonrası durumlar değişebilir ama eminim ki o çocuğu da bozarım ben, tatil manyağı yaparım :)


© 2016 by Out Of Office Blog. Proudly created with Wix.com