• Elif Adali

Nasıl bu kadar çok geziyorsun?


Oo zenginsin? Yine mi tatil? İznin bitmiyor mu? E daha yeni dönmedin mi tatilden? Nasıl bu kadar çok geziyorsun?

Sıkça karşılaştığım bu sorulardan bazen çok sıkılıyorum. Bazı insanlara dert oluyor resmen insanların seyahat etmesi. Bazısı ise anlamaya çalışıyor çünkü kendi de seyahat etmek istiyor. Bu yazı lütfen ukalalık olarak algılanmasın ama ben de bir oturup düşündüm ve kendime sordum, 'Sahi, nasıl bu kadar gezebildik biz?' diye. Çevremizin, Instagram üzerinden takip edenlerin görmediği, bilmediği bir çok şey var. Özellikle profilimde sürekli tatilde, sürekli gezen bir görüntü ortaya çıkabilir. Doğru çünkü o bir seyahat hesabı :)

1) Seyahat etmek bir yaşam tarzı

Türkiye'de seyahat etmek = zenginlik demek. Elbette seyahat etmek için para gerekiyor, yeter ki iste seyahat edersin demiyorum, ama biraz da kafaya koymak lazım. Demek istediğim şu, çok parası olup en fazla Bodrum'daki yazlığına giden de var, öğrenci olarak 45 ülke gezmiş olan da. Berlin'e taşındığımda bir kez daha anladım ki seyahat etmek bizim kültürümüzde pek yok. İnsanlar 15-16 yaşından beri tek başına seyahat ediyor. Work and travel, backpackerlık vs bir şekilde 'ciddi' hayata geçmeden gezmiş görmüş oluyor. Boş zamanlarında çalışıp, Christmas harçlıklarını biriktirip bir şekilde gidip ucuz yerlerle kalarak uzaklara seyahat etmiş çok insan var özellikle Avrupa'da. Ben bunu yaptım mı? Hayır. Pişman mıyım, biraz. Yapmak istediğim için ve yapamadığım için değil. Hiç aklımda öyle birşey yoktu. Ben de öğrenciyken çalıştım ama gidip cadde'deki Planetten Gucci çanta aldım o parayla :) O zaman benim o mutlu ediyordu. Zaten Annem'e 'Anne ben 3 ay sırt çantamla dünyayı gezeceğim' deseydim biraz zor giderdim... Olay en başta kültür meselesi. Ailem seyahatı severdi o ayrı, beni de çok gezdirdiler sağolsunlar ama hiç bir zaman o backpacker kafasına giremedim hala da orada değilim ve o yüzden benim için seyahat evet maliyetli bir şey.


2) Seyahat etmek bütçe gerektirir

Seyahat etmek her türlü maliyetli, vizesi, uçak bileti, oteli, yemesi içmesi.. hele o kurlar yok mu. Türk milleti olarak maalesef 1-0 malup başlıyoruz seyahat defterine. Ama artık her bütçeye uygun seyahat etme imkanları var. İster otobüsle Avrupa'ya gidip orada Couchsurfing yap ister Business Class'la uçup Four Seasons'da konakla. Eğer benim gibi biraz konforuna düşkünsen ilk kategori biraz zorlar. Diğer model ise dünyada çok ufak bir kesiminin yapabildiği bir konu. Ben kendim gibi az çok benzer koşullarda yaşayan, para kazanan insanları kendimle kıyaslıyorum ve gerçekten daha fazla gezdiğimi görüyorum. Seyahatlerimde evet mümkün olduğu yerden maliyet kısmaya çalışıyorum ama felsefem her zaman o zamanki bütçeme göre en fazla ne yapabiliyorsam onu yapmak oldu. Bir sonraki ayı düşünmeden hep harcadım tüm bütçemi. Bunu yapmasaydım şuan belki birikmiş param olurdu. Bu da beni son ve bence en önemli noktaya getiriyor...

3) Fedakarlık gerek

İstediği kadar harcayabilen insanlardan olmadığını varsayıyorum (ki onlar da bazen seyahat etmiyor). Bu durumda seyahat senin için bir ek maliyet, bir lüks belki de. Yemek, ev gibi temel şeylerden vazgeçemediğine göre çoğu zaman seyahat hep o vazgeçilen isteklerden biri oluyor. Şimdi size Zara'dan iki elbise az alıp onun yerine kampanyadan bilet al demeyeceğim çünkü maalesef o kadar kolay olmuyor. Bu şekilde ancak belki orada içeceğin iki birayı finanse etmiş olursun (malum kur seviyeleri pek hoş). Ben 21 yaşıma kadar sadece ailemle gezdim çünkü bkz 1) hem de pek param yoktu ve 12 kişiyle aynı hostel odasında kalmak bana pek cazip gelmiyordu. Sonra işe girip para kazanmaya başladım. İlk önce çok istediğim arabamı aldım (krediyle). Sonra daha güzel bir işe geçtim ve ufak ufak biletlere bakmaya başladım. O zaman 2011 yılıydı, zaten ilk yıl biliyorsunuz izin falan yok (orada zaten baltalanıyor bir çok insanın seyahat etme arzusu). Mecburen Bayram'da Milano'ya gittim. İlk defa kendime uçak bileti aldım maaşımla. Annemlerle orada buluştum, yani tek maliyetim aslında uçak biletiydi. Şimdi düşünüyorum da koca 1 yılda bir seyahat yapmışım ama o zaman maksimum yapabileceğim buydu ve çok güzeldi. Bu arada kira giderim de yok o zamanlar. Yıllar geçince maaşımda yavaş yavaş artmaya başladı ama kurun artışı nedeniyle aslında çok da değişen birşey yoktu, maaşım hatta Dolar bazında azalıyordu. Her yıl daha çok seyahat eklemeye çalıştım bütçeme. Nasıl mı? Örneğin kendime ev tutmayı çok istedim ama ne zaman niyetlensem kira ödersem artık belki hiç seyahat edemeyeceğimi fark edip bu isteğimi erteledim. İşimde bir müddet sonra artık hiç mutlu değildim ama işim sayesinde bu kadar çok seyahat ettiğimi de biliyordum o yüzden çalışmayı bırakmadım, bir yere kadar :) Artık işten aşırı bunalınca işi bırakıp bir anda maaşsız kaldım ve o yıl benim için en çok seyahat ettiğim yıl oldu. Küba, Amerika, Tayland, Singapur, Bali, Hong Kong, Malezya ve bir sürü ufak tefek seyahatler daha yaptık o yıl. Nasıl mı? Bir kere evlendik ama ev tutmadık. Evliliğimizin ilk 14 ayı 'evlenmedik'. Yapabilirdik ama bütün mal varlığımızı o eve gömmek istemedik. Zaten Berlin'e taşınınca evimiz olacak diye biraz sabrettik. İlk maaşımla aldığım arabamı sattım, düğün takılarını sattım, altınları sattık, hatta dolabımdaki eski marka çantaları bile sattım. Bu sayede de 2017 benim için seyahat için en dolu yıl oldu. Size herşeyinizi satın demiyorum ama eğer sınırsız bir para kaynağınız yoksa evet seyahat etmek maliyetli. Seyahat etmek istiyorsanız önce siz onu öncelik haline getirmelisiniz aksi takdirde o seyahate sıra gelmez. Herkesin önceliği farklı olabilir, ev almak, çocuk yapmak, para biriktirmek ya da pahalı kıyafetler almak. Benim için her zaman öncelik seyahat etmekti bundan sonra da hep öyle kalacak diye umuyorum. Bazen benim için zor olsa da hep iyi ki gitmişiz diyorum ve düşündükçe mutlu oluyorum ki önemli olan bu. Şimdi ise yine başa döndük. Tekrar maaşlı bir iş, sayılı izin günleri. Artık kira giderimiz var, sıfırdan ev kurduk vs öncelikler kısa bir süre için olsa da değişti. Ama artık seyahat tekrar bir numaraya döndü, çok az kaldı tekrar yollara düşmemize :)

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Rehberler için tıkla






© 2016 by Out Of Office Blog. Proudly created with Wix.com