• Elif Adali

Turist olma


Ailemden bağımsız olarak tek başıma tatile gitmeye 20-21 yaşlarında başladım. İlk tatilim Burak'la gittiğim günübirlik (o zaman Almanya'da okuyorduk) Paris seyahati oldu. Daha önce birkaç kere gitmiştim ailemle ama o zaman çocuk olarak onlar nereye giderse ben de oraya. Ha bir kere de okul gezisi olarak gitmiştik o zaman da sürü halinde gezdirmişlerdi bizi. Yani aslında Paris'i görmüştüm ama ne yapılır çok da bilmiyordum. Burak zaten hiç araştırmaz bana bırakır bu işleri. Biz iki yeni sevgili öylece gittik, hiç bir planımız programımız olmadan. Geriye dönük baktığımda ilk seyahatimiz tam bir felaketti :)

Hata 1: Arabayla gittik. Paris şehir merkezine ulaşmamız 1 saat sürdü. 1 saat boyunca toplasan 5km ilerledik. Gördüğümüz ilk otoparka arabayı bıraktık. Saati 4 Euro mu neydi. İlk kazığı oradan yedik. Biz şehir merkezine ulaşana kadar zaten akşam üstü olmuştu.

Hata 2: Tek bildiğimiz yerler Champs Elysee ve Eyfel kulesiydi. Acıktık ve Champs Elyssee'ye gittik. Oradaki kafelerden birine oturup ton balıklı baguette söyledik. Baguette o kadar sertti ki resmen çenemiz ağrıdı, hala aklımda. 30 Euro ödeyip mutsuz bir şekilde kalktık. Bari Eyfele gidelim dedik. O zaman daha Iphone'unumuz falan yok, Nokia N95 ve roamingsiz yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Eyfel'in ucunu gördük ve bir şekilde onu takip ettik. Eyfel'i gören bir parka ulaşıp orada önünde öpüşürken selfie'lerimizi de çektiğimize göre Paris'i gördük diyip geri dönebilirdik.

O zaman tabii ki mutluydum sevgilimle Paris'e gitmişim daha ne olsun ama ikimiz de Paris'i sevmemiştik.

Takip eden yıllarda daha sık seyahat etmeye başladık. Baktım bu iş böyle olmayacak ben gitmeden önce araştırmaya başladım. Ona buna sordum. Tatiller gittikce daha keyifli hale gelmeye başladı ve dedim ki işe yarıyor.

Size bunu niye anlatıyorum ki şimdi? Çevreme baktığım zaman herkesin bir Bucketlist'i (gidilmesi gereken yerler) var. Paris, Roma, Londra, Barcelona gibi klasik destinasyonlar. Yine Paris örneğinden gidersek Eyfel kulesi gibi görülmesi gereken yerler listesi bir de en meşhur restoranlar not alınıp gidilir. O restoranlara gidince bir bakarsınız yan masadaki aile Türk, araya bir kaç Japon serpiştirilmiş, geri kalan kısmı da Arap. İyi oldu Paris'e gittiğin! Tripadvisor gibi siteler evet faydalı ama turistler tarafından turistler için yapılmış bir sayfa. Oraya yorum yazan kişilerin çoğunluğu turist ve dünyanın her bir yanından geliyorlar. Hoşlandığı aktiviteler, evde alıştığı ortam, damak zevki seninkinden çok çok farklı olabilir. O yüzden ben Tripadvisor'da sadece resimlere bakıyorum.

Bir şehre giderken onu sadece gidilmesi gereken bir yer olarak görmeyin. Elbette tarihi binaları, müzeleri gezin. Size lokal gibi yaşayın demiyorum ne de olsa orada yaşamıyorsunuz. Ama turistik aktivitelerin ötesinde neler yapabilirsiniz bunu araştırın. Çok bilinmeyen, İngilizce menüsü olmayan restoranları tercih edin. Orada yaşayan ya da yaşamış olan arkadaşlarınız varsa onlara danışın, yerel blogları takip edin. Ancak böyle bir şehri gerçekten yaşamış olursunuz ve sevmeye başlarsınız. Bir şehre 3-4 kere gitmenin zevki de ayrı. Artık turistik kısımla hiç ilgilenmeyip tamamen şehrin tadını çıkarmaya bırakıyorsun kendini. Daha çok tanıyorsun ve daha çok seviyorsun.

Bazen ne kadar çok yer gördüğün önemli değil, nasıl gördüğün önemli oluyor.


Mutlu turistler



© 2016 by Out Of Office Blog. Proudly created with Wix.com